İçeriğe geç →

Kadir Murat Tosun Yazılar

Rumeli Feneri

Anafot Fotoğraf Dergisi 13.Sayısı ve Sırtçantam Gezi Dergisinde yayınlanan yazım ve fotoğraflarım;

Rumeli Feneri’ne İstanbullu biri olarak gidip fotoğraf çekme fırsatı ancak buluyorum ve neden bu kadar gecikmiş olduğuma da anlam veremiyorum. Yazımın başında şunu söylemeliyim ki Rumeli Feneri yolculuğunuza başlamadan önce hava durumunu kontrol etmeniz çok önemli özellikle kış mevsiminde gitmeyi düşünüyorsanız çünkü sert havasından ötürü gezmek dâhil epeyce zorlaştıran durum olmaktadır.

Rumeli Feneri, Sarıyer’in Karadeniz’e bakan en uç kısımda kurulmuş yerleşim bölgesidir. Karadeniz ikliminin etkisini de bundan ötürü yeterli şekilde göstermektedir. Fotoğrafta uzun pozlamayı sevenler için ise eşsiz bir yer olarak nitelendireceğim. Durmayan dalgaları ki bu dalgaların kayalıklara vurmasıyla birlikte oluşturdukları görsellik fotoğraf tutkunlarına eşsiz kareler yaratacaktır. Havanın aşırı soğuk ve rüzgârlı olmasının yanında bir yandan çekim yaparken fotoğraf makinemin lensi üzerinde biriken denizden gelen dalgaların damlalarını sürekli olarak bez ile silmek zorunda kaldım. Dip not olarak bunu da yazmalıyım sanırım.

Köyün antik çağdaki ismi Panium ve Panyum Burnu, Bizans Dönemi’nde ise Fanaraki ve Fanariyan Burnu olarak bilinmektedir. Fanariyan Avrupa feneri veya küçük fener demektir. Daha sonradan Osmanlı İmparatorluğu zamanında köyün Avrupa’da kurulu olmasından ötürü Rumeli Feneri ismini almıştır. Rumeli Feneri’ne yakın diğer köyler Garipçe, Demirciköy ve Zekeriyaköy’dür. Garipçe Köyü’nü otobüs ile gelenler göreceklerdir.

Ulaşımı kolay olan Rumeli Feneri, Sarıyer’e 10 – 15 dakikalık yol mesafesinde bulunmaktadır ve Sarıyer’den Rumeli Feneri’ne giden otobüs hattı 150’dir. Sarıyer halkının bazılarının işlerine Rumeli Feneri’ne gittiklerini otobüs yolculuğunda kulak misafiri olduğum kişilerden anlıyorum. Bununla da kalmıyor, otobüsün Garipçe Köyü’nde sayısı 10 – 20 arası ilkokula giden çocukları otobüse doldurduğunu görüyorum. Bu İstanbul içinde gerçekten normal olmayan bir görüntü oluyor ki o yaşlardaki çocukları bile otobüslerde görmek zor iken bu köyde belediye otobüsü, okulların özel servislerden farksız şekilde bir işlev görüyor. Rumeli Feneri’ne gidene kadar çocukların bağrış çağrışları içinde geçiyor tabiki yolculuğum. Köye varmanızla birlikte İstanbul ili içinde sakin bir yere gelmek ve gelmenizle denizin kokusunu almanız, temiz havayı içinize çekmeniz gezinize daha da bir güzellik katıyor. Köy, insanı şaşırtıyor ve Rumeli Feneri’nde yaşayan insanlara daha o dakikadan itibaren imreniyorsunuz. Düşündüğüm şu oldu ki acaba bu köyün kıymetini biliyorlar mı? Ne kadar şanslı olduklarının…

Tabi Karadeniz’in o sert esintisi üstünüze çöküyor, rüzgâr kıyafetleriniz arasından sızacak delikler bulup içinizi titretecek kadar etkili oluyor. Mimarı yapısına baktığımızda Rum evlerini andırıyor yapılar ve evlerin genelde müstakil şekilde olduğunu ve ortalama 3 – 4 kattan oluştuklarını görüyorsunuz. Yeni yapılan evler daha canlı renklere boyanmasından ötürü köye canlılık katıyor. Yerleşim yeri fenerin bulunduğu mevkiden başlayarak genişliyor. Köy merkezinde halkın genelinin toplandığı kahvehane ve cami bulunmakta. Etrafta bir sürü kedi ve köpek görüyorsunuz, sayıları pek fazla. Kedilerin tabi geçimini balıkçılıkla sağlayan köyden nasiplerini alma umutlarının çok fazla olduğunu anlayabiliyorsun, evlerin önünde, paspasların üstünde nöbet tutarak. Fenerin önünden geçerek Karadeniz’i panoramik bir açıdan izleme fırsatı buluyorsunuz, çok ihtişamlı ve sert bir görünümü olduğunu söyleyebilirim. Bu panoramik bakış açımızda taş duvarlarla örülü, balıkçı tekneleriyle dolu marinamız, uzanan taş duvarın ucunda iki dev kaya parçası ve bu kaya parçasına denizin dalgalarının haşin vuruşları ve sesleri ile muhteşem bir görsellik oluşuyor. Marinada bulunan tekne sayısı çok fazla ve küçük köyümüzde bu kadar teknenin olması balıkçılığın önemli ölçüde geçim kaynağı olduğuna işaret etmektedir. Bakış açınızdaki gördükleriniz bunlarla da kalmıyor bir de Karadeniz seferleri düzenleyen yük gemileri de sahnenizde yerlerini alıyorlar. Neredeyse hiç boş görmediğim denizde yük gemilerinin ardı sıra geçişlerini izleyebilirsiniz. Fenerin hemen önünde yakın inceleyememekte olduğum eski toplar bulunmaktadır. Fenerin sol tarafındaki yoldan, denizi yakın izlemek veya fotoğraf çekmek isteyenler için güzel açı olduğunu düşünmekteyim. Fotoğraf tutkunları burada hiç üşenmeden daha çok fotoğraf çekmek isteyecek ve her çektikleri fotoğrafa bakıp bakıp daha da iyisini çekebilmek için uğraşacaklarına eminim. Soğuğun etkisiyle buradaki fotoğraflarımdan istediğim sonucu alamadığımı da belirtmeliyim. Hiç durmayan dalgaların, kayaların şekillerinin kadrajınızdaki harika yerleşimlerini tahmin edebiliyorum.

Fenerin bulunduğu tepenin yan komşu tepesinde kaleyi göreceksiniz. Fenere geldiğimiz yoldan geri dönüp ara sokaklardan sahil kısmına inerek kale yolunu tutuyoruz. Köyün diğer yerleşim kesiminden geçerek kaleye biraz daha yakınlaşıyoruz ve burada önümüze bir koy geliyor. Kum sahili bulunan bir koy burası, uzunluğu 50 metre civarında sanırım. Buradan iki tepenin yükselişini, feneri ve kaleyi biri sağ tarafınızda diğerinin de solunuzda olarak izleyebiliyorsunuz. Sahilin güzelliğinin korunmamış olması beni üzen bir durum haline geliyor. Sadece temelinin bulunduğu bir binanın bu güzelim yeri mahvetmiş olmasına yazık demekten başka elimizden bir şey gelmeyerek etraftaki sahili izleyen binalardaki Rumeli Feneri sakinlerine bir kere daha imrenerek küçük koydan uzaklaşarak kale yoluna devam ediyorum.

Kaleye geldiğimizde ise kale girişinin önceden demirliklerle örtülmüş olduğu hatta üzerinde yasak tabelasının ve içeride herhangi bir çekim yapılamayacağını okuyorsunuz. Tabelanın artık parçalanmış durumda olması ve demirliklerin de kırılmış veya bir şekilde açılmış olduğunu görüyorsunuz. Kalenin alanına girdikten sonra tamamen farklı bir yerde hissediyorsunuz kendinizi, sanki eski çağlara dönmüş gibi. Toprak yoldan kaleye doğru ilerleyip kalenin kapısından geçiyorsunuz, kaleyi devasa sanmamak gerekli ki daha çok Karadeniz’i güvenlik açısından denetleme amaçlı yapılmış izlenimi verdi bana. Kalenin avlusu etkileyici görünüme sahip ve bu muhteşem mimariyi en iyi yansıtmanın panorama tekniği ile olduğunu söyleyebilirim. Kale dışından sahile baktığınızda her bir dalga sizi başka bir yere götürüyor ve her dalgada sanki kayboluyor gibisiniz. Kalenin bakımsızlığı gözünüzün önüne açıkça geliyor, az da olsa yerdeki içki şişeleri yeterli özenin gösterilmediğini gösteriyor. Şöyle bir yerde bir yaz akşamı elinizde içkinizle sahili izlemenin çok keyif vereceğini tahmin edebiliyorum hatta bir de buna gökyüzündeki yıldızların curcunası, etrafta sizin görüşünüzü kapayacak bir taş yapının bulunmaması gibi durumlarda bu zevkin çok daha artacağını tahmin edebilmemin yanında insanların bu kadar duyarsız olup tarihi eserlerini hiç olarak görmesi çok üzücü bir durum diye de düşünmeden edemiyor insan.

 

Son olarak Rumeli Feneri’ne yolculuğum gerçekten çok keyifliydi. Yanınızda bir arkadaşınızla bu yolculuğa daha da keyif katacaksınızdır. Havaların ısınması ile birlikte veya yaz mevsiminde tekrardan Rumeli Feneri’ne gitmek, bu sefer daha uzun bir zaman dilimi içinde bana karşı koyan soğuk havayla mücadele etmeden gezeceğimdir. İstanbul içindeki fotoğraf kulüplerinin de bu güzel köye davetiye çıkarmasında etkili olabilirim umarım.

Sevgiler,

Murat

Yorumlar kapalı

Uzun Pozlama Nedir?

Bu teknik fotoğraflara dramatik,olağan dışı,büyüleyici v.b. özellikler katabilir.Uzun pozlama tekniği çok yaygın olarak kullanılan bir tekniktir.Uygulaması bakımından tripodun olması şartlıyla bu teknik uzun pozlama sürelerince rahatça yapılabilir.Uzun pozlama tekniğini fotoğraflar üzerinde inceleyerek daha net şekilde görelim.

Eklediğim fotoğraflar DeviantART sitesindeki fotoğraf sanatçılarına aittir.

All_the_way_there_by_OnVee1
Fotoğrafa baktığımızda gözümüze ilişen yoldaki arabaların bıraktıkları ışıksal izler oluyor.Böyle bir fotoğraf ancak uzun pozlama yaparak elde edilebilir.Gerekli olan aparat tripoddur veya fotoğraf makinasını sabitleyecek herhangi bir yüzey olması.Kamera hareket etmemelidir uzun pozlama yapılırken.Fotoğraf 8 saniye boyunca pozlanarak çekilmiştir.Gece fotoğrafı çekerken elde çekim yapmak pek sağlıklı sonuçlar vermez,bu yüzden tripod tercih edilir.Bu şekilde gece yarısı yakalanabilecek harika kareler çekebiliriz.

Bu fotoğrafta ,fotoğrafçının çekimi nasıl yaptığını ,yani hangi modda çekim yaptığını bilemeyiz ama farklı yolları mevcuttur.Genel olarak uzun pozlama yaparken diyafram değerini tutabildiğimiz maksimum değerde tutarız eğer ki pozlama süresini uzun tutmak istiyorsak.Örnek olarak F22 değerinde bu değeri seçtik ve diyafram öncelikli modda çekim yapıyoruz.Bizim belirlediğimiz değere göre fotoğraf makinesi de ortam şartlarına göre gerekli olan perde kapanma hızını ayarlayacaktır.Uygulanacak yöntemlerden bir tanesi bu şekilde sağlanabilir.Aynı zamanda ISO değerini en düşük seviyede tutmak her teknikte olduğu gibi grenlenmenin minimum tutulması için gereklidir.

Cardinal_Point_by_Solkku
Günbatımında çekilmiş bu fotoğrafta Cookin X120 ve Cookin X121 filtreleri takılarak çekim yapılmıştır.Filtreler pozlama süresini uzatmak için kullanılan aparatlardandır.Güneş gözlüğü camı gibi ışığın sertliğinin azalmasını sağlar ve fotoğraf makinasının algıladığı ışık geçiş değerini azaltır.Örnek olarak akşam vakti manzaramızda oluşan değerler ,perde hızı 1/10 , diyafram 16 ve ISO 100 değerinde tutularak bu değerlerde oluyorsa,kullanacağımız bu filtreler perde kapanma hızını azaltır.Bunun azalması 1/10′dan 2 saniye pozlama değerine uzuyor varsayalım ,2 saniye ve diyafram değeri 16′da bu fotoğrafı çektiğimizde 1/10 değerindeki perde hızında oluşan dalgaların tül etkisi 2 saniyede oluşacak olana göre daha sade kalacaktır ve fotoğrafın anlatım gücünü azaltabilir.Kullanılan bu filtreler Graduated Grey veya Neutral Grey filtreleri olarak isim almaktadırlar.Fotoğrafçı bu fotoğrafında ,ISO 100 ,F22 diyafram açıklığı değerinde 6 saniye pozlama yapmıştır.Tabi bu pozlama süresinin artması kullandığı filtreler sayesinde olmuştur.Oluşacak tül etkisi bu sayede daha da artmıştır.

When_UFO__s_Land_on_Water_by_geolio
Bazı fotoğraflar havanın kararmasından önce de uzun pozlama ile çekilebilir.Örnek fotoğrafımızda bunu görmekteyiz.Yansıma,apartmandaki ışıkların oluşturduğu renk cümbüşü ve gökyüzünün mavi tonları ile gayet başarılı şekilde fotoğrafçı çekimini yapmıştır.Suyun önünde oluşan fıskiyenin yaratmış olduğu etki de fotoğrafa çok güçlü bir anlatım katmıştır ve suyun akışının etkisi ön plana çıkmaktadır.Pozlama süresi 20 saniye , F13 , ISO125

Gündüz vakti eğer ki uzun pozlama yapmak istiyor isek bunun için en iyi çözüm ND400 filtresi olmaktadır.Fotoğrafa baktığımızda bunu gerçekten açıkça görebiliriz.EXIF bilgilerinden öğlen 16.30′da çekilmiş olan fotoğrafımız filtre kullanmaksızın 30 saniye pozlama süresine erişemez.Kullanılan ND400 filtresi çok koyu bir cama sahip olmakta ve ışığın geçişini çok azaltmaktadır.

bb344d32f337b55b695d9dcdb388507c
Uzun pozlamanın da yapıldığı maksimum ve minimum perde kapanma hızı değerleri vardır.Bu değerlerden maksimum süre 30 saniye olmaktadır.Bazı koşullarda fotoğrafçı bu süreden daha uzun pozlama süresi tercih edebilir.SLR ve DSLR kameralarda BULB modunda bu pozlama sağlanabilmektedir.İster denklanşör kullanımı elde ,isterse kumanda yardımıyla olsun,pozlama BULB modunda yapılabilmektedir.Fotoğrafımızda ,sanatçı F11,ISO200 değerlerinde perde hızı 60 saniye olarak uygulamıştır.

3e3ecdccc0e94bcf1df99bae56d7e1b8

Thailand___MBK_Bangkok_by_lux69aeterna

Time_Goes_By_by_soulofautumn87

Source_by_kil1k
Uzun pozlamanın kullanımı kişiden kişiye değişmektedir.Farklı tercihler ile değişik etkiler ve kompozisyonlar yaratılabilir.Tek bakış açısından uzun pozlama değerlendirilmemelidir.Yazmış olduğum uzun pozlamanın nasıl yapıldığı ve etkileri ile ilgili yazımla farklı tür uzun pozlamaların uygulandığı fotoğraflarda anlatmaya çalıştım.BULB modu ve ND filtreler ile ilgili yazılarım veya diğer kaynaklardan bulabileceğim yazılar da şahsım tarafından siteye eklenecektir.

Faydası olması dileğiyle diyerek yazımı tamamlıyorum.

Murat

Yorumlar kapalı

Ananda de Jager for Jungle Magazine 3rd Issue

My serie  with Ananda De Jager for  Jungle Magazine 3rd #Issue 
with  Lynsey Sims  @namikberksozer & SIMS Model Management 
#fashion #shoot #istanbul #kadirmurattosun

www.kadirmurattosun.com

www.facebook.com/kmtosun

Yorumlar kapalı

Beyoğlu Tanıtım Filmi

İstek Özel Kaşgarlı Mahmut Tanıtım Kısa Filmi Yarışması 2014
2.lik Ödülü

Yönetmen: Sinan Öney
Kurgu & Renk: Kadir Murat Tosun

Adil Fırat Demir,Tuna Otçu,Güney Saatçi

www.facebook.com/kmtosun
www.kadirmurattosun.com

Yorumlar kapalı

“I Monster-Who’s She” için klip

Klibimizin aldığı başarıyı sizinle paylaşayım isterim. :).İyi seyirler dilerim!

MEF Okulları Liseler Klip Yarışması 1.lik Ödülü 2014

Who’s She?

Oyuncular (Cast): Tuna Otçu & Argun Emre Özgenç
Yönetmen (Director): Güney Saatçi & Adil Fırat Demir
Görüntü Yönetmeni (Director of Photography): Güney Saatçi
Kurgu & Renk (Post Production): Kadir Murat Tosun

Teşekkürler
Berkay Albayrak
Mert Keskin
Selin Ardak
Uğur Doğan

https://www.youtube.com/watch?v=tqNJKGymH6k

 

Yorumlar kapalı

“Resim” Film

Yeni filmimizin montaj ve renk aşamalarını hazırlamaktayım.
Haziran ayının 12.günü sergilenecek olan filmin yönetmeni Adil Fırat Demir ve Güney Saatçi’dir.
Başrol oyuncularında Adil Fırat Demir ve Çağla Kızılırmak yer almaktadır.
Diğer emeği geçen arkadaşlar ve tarafımca hazırlanmış filmin afişi aşağıdadır.

Kadir Murat

10292483_10152155934582877_1212130553347607995_n

Yorumlar kapalı